21 Mart 2015 Cumartesi

CEMAAT

           Birinci postun ardından bir ay geçmiş.Güya istikrarlı olacağım falan filan.Neyse işin şakası zaman yok arkadaşlar zaman... Tamam bu sefer çok uzatmadan direk konuya giriş yapıyorum,zira mevzumuz epey uzun.Özellikle erkekleri ilgilendiren bir konu. Bayanların da öğrenmesi etraflarında bulunan kişileri teşvik açısından daha ziyade önem arzediyor...


       Cemaat;dilimiz de bulunan bir çok kelime gibi arapça.Kökü جمع 'dır. Toplanmak,birlik olmak,birleştirmek gibi manaları olduğu gibi çağırmak ve davet etmek gibi manaları da var. Cemaat yani 5 vakit namazı camide,mescit de ya da bunlar mümkün olmuyorsa bir toplulukla kılmak erkekler için sünnet-i müekkede yani vaciptir arkadaşlar. Aynı zaman da Sünen-i Hüda'dandır... Sünen-i Hüda'yı kısa bir şekilde açıklayabiliriz.

            Sünnet iki kısımdır.
Birincisi;Sünen-i Hüda
İkincisi:Sünen-i Zevaid


           Sünen-i Hüda:Dini tekmil için devam üzere ibadet olarak yapılan sünnetlerdir. Diğer bir değişle Allah'tan gelen Efendimiz(sallahu aleyhi ve sellem)'in bizzat ve devamla uyguladığı ve yapılması mutlak olarak istenen amellerdir.Bunları terk etmek mekruhtur. Terk edenler zem edilmeye müstehak olur. Cemaat,ezan ve kamet Sünen-i Hüda'dandır.

           Sünen-i Zevaid; Sünen-i Rasul diye de isimlendirilir. Fer'i sünnetlerdir.Terki mubahtır. Efendimiz(sallahu aleyhi ve sellem)'in yatış şekli,işlere sağdan veya soldan başlaması,yürüyüşü Sünen-i Zevaid'tendir.


            Şimdi konu ile ilgili hadislere geçelim;Sünen-i Hüda hadisinden başlıyoruz. Baş kısmını uzun uzun düşünelim mümkünse.Ayrıca her biri Sahih-i Müslim'den alıntı. Kaynak isteyenlerle peşin peşin anlaşalım :)


                İbn-i Mesud (r.a) 'dan rivayetle;Ben bizi gördüm(bu araplara has bir tabir,"bizzat şahit oldum" manasın da)namazdan ancak nifaklığı bilinen münafık veya hasta geri kalırdı(gelmezdi).(Hatta)hasta olan (birisi) iki adamın arasında yürüyerek namaza gelirdi.Ve şunu ekledi;Rasullah (sallahu aleyhi ve sellem) bize Sünen-i Hüda'yı öğretti.Ezan okunan mescit de namaz kılmakta sünen-i Hüda'dandır...


        Tek hadis tüm konuyu açıklamak için yeterli ama yok yok devam edelim.

            Ebu Hureyre(r.a)'dan rivayetle;Ama (doğuştan kör)bir adam Efendimiz (sallahu aleyhi ve sellem)'e geldi .Beni mescide getirecek bir rehberim yok,dedi ve evde namaz kılmak için izin istedi.Peygamberimiz (sallahu aleyhi ve sellem) izin verdi.Ama (tam) geri dönerken Peygamberimiz (sallahu aleyhi ve sellem) onu çağırdı ve namazın nıdasını(ezanı) duyuyor musun?Evet,dedi. O halde icabet et,buyurdu...


           Yine Ebu Hureyre(r.a.)'dan rivayetle;Münafıklara en ağır gelen namaz;yatsı ve sabah namazlarıdır.Eğer onlarda ki fazileti bilselerdi emekleyerek bile olsa gelirlerdi.İnsanlara ezan okuması için birini tayın edeyim,sonra bir adama insanlara namaz kıldırmasını emredeyım.Sonra ellerinde odundan desteler olan adamlarla namaz da bulunmayan topluluğa gidip onların evlerini yakayım,isterim.Başka bir rivayette ek olarak:Eğer orada etli bir kemik olduğunu bilselerdi,elbette gelirlerdi,buyuruluyor...


               Efendimiz (sallahu aleyhi ve sellem) rahmet peygamberidir.Kolay kolay kızmaz ve kimsenin kalbini kırmazdı.Hal böyleyken cemaate gelmeyenler için bu derece bir vaid te bulunması konunun ne derece önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.


               Şimdi fazileti hakkında ki hadis-i şerife gelelim:

           Ebu Hureyre(r.a)'dan rivayetle;Cemaatle namaz kılmak sizden birinizin tek başına kıldığı namazdan 25 kat daha faziletlidir.
             Sizden birisi sadece namazı murat ederek camiye gelse,attığı her adıma karşılık bir derece yükselir ve bir hatası silinir...

  ve bunlara benzer bir çok hadiste fazileti hakkında bizlere kadar gelmiştir...


               Şimdi konuyu bir mülahaza edelim:
Bir mekana davet edildiğimiz zaman icabet etmek için acele ediyoruz(davete icabette uygun bir mekan olduğu sürece sünnettir)halbuki bizi çağıran kişi bir beşer.Beşere çarçabuk yapılan icabet, neden o insanoğlunu yaratana,hiç bir şey değilken var edene gelince gevşek bir hal alıyor?


             Bir aile düşünelim:Baba cemaate iştirak konusun da oldukça gayretli,büyük oğlu da önce babasından görerek sonra öğrenerek cemaat konusunda babasını geçmiş durumda,sizce küçük oğlu namaz için camiye gitmekte zorlanır mı?

             İşte toplum da aynen böyle.Babasını gören oğullar cemaatte.Ceddini müşahede eden torunlar ise kalplerini mescide bağlamış vaziyette.Uzaklara bakma!Dönde aynaya bak,bir gün sende baba belki de dede olacaksın!

            Haydi genç!Zaman gayret zamanı ! Zaman nefsin kementlerini kırma zamanı!Zaman kimseler yokken cemaatte saf olma zamanı! Zaman bir çok işin varken sırf Allah rızası için camiye gitme zamanı!  Haydi genç! Namaz vakti yaklaşıyor! Yeniden diril ve kendine gel ! Haydi genç!Ayakla nefse bas,Hakka gel git!

22 Şubat 2015 Pazar

Bismillahirrahmanirrahiym

Selamün aleyküm cemaat.
                   Yenilenmeye,canlanmaya her birimizin ihtiyacı var.Kim yeni işler yaparsa başarı onun halifesidir sözü boşuna olmasa gerek.Yıllar önce bir hevesle blog açmış ardından uzun bir zaman da devam etmiştim.Fakat o zamanlar bloggerların çoğu kadın.neredeyse hepsi yaptığı yemekleri,el işlerini paylaşıyorlar ben ise 14 yaşındayım.Ne yapıyorum? Farkım yok :) Gerçi arada annemin yaptıklarını da paylaşıyordum da hadi neyse :P Tabi zaman aşımına uğradım herkes gibi. İlgilendiğim noktalar değişti (e doğal olarak yani,ne olacaktı?Gençliğim yemekle mi geçecekti?).
                   

                     Ardından bir defasında paylaştığım tüm yayınları sildim,bütün emeklerim gitti(aman ne emek ne emek).Ve 2009,2012,2013 te birer yayın hazırlayıp paylaştım.Yine istikrar yok.Yıl olmuş 2015 ben hala bir takım çabalar içindeyim.Bakalım bu ne kadar devam edecek?Sizin kadar ben de merak ediyorum valla.

                    Eee peki konularım,paylaşımlarım hangi konu üzerine olacak?Tabii ki yine yemek :D Huylu huyundan vazgeçer mi? Ama bu defa dünyada yediğimiz yemeklerden değil manevi bir takım gıdalardan bahsederek zaman zaman ayet,zaman zaman hadis sofraları kuracağız inşaallah...
   
                    Böyle bir şey yapmaya ehil değilim fakat okuduğumu aktarmanın ne gibi bir zararı olabilir ki?
                    O halde biz de ilk konumuzu güzel bir açılışla,Kuran-ı Kerim'in başlangıcıyla yapalım.
Birinci mevzu:Besmele ve Fatiha...

                Fahr-i Kainat(sallahu aleyhi ve sellem):Besmele ile başlanmayan her işin sonu ebterdir(kesik,eksiktir),buyuruyor. Her işin dahiline gün için de yaşadığımız en basit işler bile girer. Ayakkabılarımızı giyerken bile kullanmamız gereken kolay ve cami bir kelime,bir besmele ile anne babaya onu öğreten hocaya bile sevap kazandırılıyor,bunlar da yine hadislerde bildirilmiş...

                Ardından sureye geçiyoruz ve ilk olarak Allah-u Teala kendini övüyor,"Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur".Peki hamd nedir? Alimlerin bir çok görüşleri var bu konuda.Hamd;dil ile yapılan şükür,demiş bazıları.Bazıları da;Nimet verene verdiğinden dolayı teşekkür etmek,övgüde bulunmaktır,demişler... Ve daha bir çok görüş...
                Alem ise yerde ve gökte bulunan her şey demektir.Neden alem dendi? Alem,alamet demek.Herbiri Allah'ın varlığına delil olduğu için bu şekilde isimlenmiş...

               "Rahman ve Rahimdir" Rahman kelimesi Rahim'e göre daha mübalağalıdır.Çünkü Rahman Allah'ın dünyada kafire ve müslümana aynı imkanları verip dünyada dilediği gibi yaşamalarını sağlamasıdır.Hatta yeri geldiğin de kafirin imkanı,müslümandan daha fazla oluyor(müslüman elinde bulunanı bile kullanmıyor,neyse orası başka mevzu). Ama adalet hemen tecelli ediyor ve Rahim sıfatı sebebiyle ahirette yalnız ve yalnızca mümine merhameti gerektiriyor. Kafir ebediyyen cehennemdeyken müslüman günahı miktar yandıktan sonra,ebedi cennete geçiş yapıyor... (Allah'ım bizleri müslüman olarak vefat ettir,amin)


           "Din(ahiret)gününün sahibi(Malik'i)dir." Siz dünyada istediğiniz yerin başkanı,önderi olun. Ahiret'te yalnızca ben varım. (Ahiret dememizin sebebi de dünyadan sonra gelmesi sebebiyledir bu arada).

            "Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isteriz" Allah kendisini en güzel övgülerle  övdükten sonra -ki büyüklük ancak ona aittir- kullarının maslahatına döndü.Gaybtan muhataba geçiş yaptı. Ve bunu tekil değil,çoğul ekiyle kullandı.Çünkü Allah-u teala hz. kullarının sürekli topluluk halinde bulunmasını istiyor.(İslam'da cemiyet anlayışını ayrı bir konuda işleyebiliriz aslında) Birde ibadet ettik gibi zaman eki ile değilde geniş zaman manasına gelen siga kullanıldı. Bu da boş yere değil elbet. Yüce yaratıcıya ibadet etmek ya da ibadet ettim diyebilmek büyük cürretkarlık olmuş olur.Kim ona layık olan ibadeti tam olarak yapabilir ki?


      Ve bunun ardından bir istek gelmesi icap ediyor. O da bizim düşüncemize bırakılmadı(yoksa teyzeler çocuklarına gelin,kızlar sufli bir takım şeyler,erkekler de lamborghini filan isterdi sanırım,tamam biliyorum sen o kısma girmiyorsun.Girmiyorsun ki şu an bunu okuyorsun) Ne istetiyor o halde bizlere? "Bizi dosdoğru yola hidayet et Allah'ım" "-Öyle bir yol ki-Kendisine nimet verdiğin kişilerin(yolu).Gazap olunanların ve delalette bulunanların değil"...

            Gazap olunanlardan maksat;Yahudiler.Delalette olanlar ise;Hristiyanlar'dır...



            İnce ince düşünüldüğü ve teker teker okunduğu zaman daha nice manalar çıkıyor  ayetlerden..       Şimdi ben bunları zaten biliyorum,diyorsun.Ben zaten sana yazmadım bunları.Belki hiç bilmeyen birileri çıkar da okur.Menfaatine birşeyler dokunur.E ama sen de kötü bir şey yapmadın.Sonuç olarak Ettekraru ahsem velev kane yuzseksen demişler :)

           Vesselam...